« Önceki | Sonraki »

23/5/2006

Abdülhamid Han ve Şerif Hüseyin

Sultan II. AbdülhamidGeçtiğimiz Pazar günü,  araştırmacı-yazar Mustafa Armağan' ın yeni kitabı Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı' nı okudum. Kitap çeşitli makalelerden oluşuyor. Okuyunca zaten bildiğim Abdülhamid Han'ın devlet adamlığını,  ince siyasi zekasını  bir kez daha satıraralarından hayranlıkla seyretmiş oldum ve Sultan'ı rahmetle, şükranla yadettim. Çok ilginç ve ilk kez okuduğum birçok anektod var kitapta. Kitabı okumanızı kesinlikle önerdiğimi söylemeye gerek yok herhalde. Kitap birçok yönden Abdulhamid Han döneminin fotoğrafını çekmiş. Ben kitaptaki 46 başlıktan,  birisi bilinen, diğeri sanıyorum pek bilinmeyen ama dikkat çekici olduğunu düşündüğüm iki konuyu  paylaşmak istiyorum.

 

Bunlardan bilinen olanı  Mekke Şerifi Hüseyin ile Sultan Abdulhamid arasındaki ilginç ilişki, diğeri ise Şerif Hüseyin'in Kıbrıs'ta geçirdiği "sürgün emeklilik" yıllarıyla ilgili,  KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Prof.Nevzat Yalçıntaş'a anlattığı hatırası.  

 

Şerif Hüseyin Arap ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmasında önemli bir rol oynamış bir isimdir. İsmindeki "Şerif" Peygamberimizin (sav) soyundan geldiğini gösterir. Aynı zamanda Şerif Hüseyin Fatımî hanedenının da torunudur. Bu özellikleri, onun Arap dünyasında karizmatik bir kişiliği olmasına yol açar.

 

Sultan Abdulhamid, Şerif Hüseyin'in İngiliz ajanları ile irtibat halinde olduğunu haber alır almaz onu  ailesiyle birlikte 1891'de İstanbul'a davet eder ve 18 yıl boyunca bir daha da bırakmaz. Şerif Hüseyin karizmatiktir; lakin zeki ve dirayetli bir devlet adamı değildir Sultan'a göre. Ve bu yüzden kullanılmaya müsaittir. Bu zorunlu ikametgah sayesinde de Şerif Hüseyin'in bu karizmasının, zaafları yüzünden Osmanlı aleyhine kullanılmasına da set çekmiş olur Sultan Abdulhamid.  

 

Mustafa Armağan'ın yorumuna göre, ne kadar garip ki, Sultan Abdulhamid'i tahttan indiren ittihatçılar , Şerif Hüseyin ve iki oğlunu serbest bırakmakla kalmazlar bir de yeni kurulan Osmanlı Meclisine mebus olarak alırlar. Şerif Hüseyin ve oğulları da casus Lawrence'nin oyunlarıyla Osmanlı'ya karşı mücadeleyi örgütleyen, Osmanlı askeri trenlerine ve demiryollarına sabotaj düzenleyen çetelerin başında bulunurlar. Arap Krallığı havucuyla ve aldıkları İngiliz sterlinleriyle Osmanlı'nın Hicaz'daki egemenliğine son verirler. Ama özellikle belirteyim ki Şerif Hüseyin'in ihanetini tüm arap coğrafyasına mal etmek çok yanlış olur. Zaten tarihimizle ilgili dilimize "(Tüm) Araplar Osmanlı'ya ihanet etti" gibi yanlış bir söylem yerleşmiştir. Bu tamamıyla haksız bir genellemedir.

 

Tabii Şerif Hüseyin'e birtakım vaadlerde bulunulmuştu. Fransızlar bir oğluna Suriye'yi verecekler, öbür oğluna da Lübnan  diye bir ülke icad edeceklerdi. Şimdiki Suudi Arabistan ise kendisine kalacaktı.Ve bir kral soyu hanedanlıklar şeklinde Arap coğrafyasını yönetecekti. Armağan'a göre Şerif Hüseyin bir süre sonra verilen sözlerin tutulmayacağını, İngilizlerin ve Fransızların kendisini  kullandığını, ancak kukla yönetici olacağını anlayıp karşı çıkmak istediyse de Suudî Hanedanı karşı bir darbeyle Şerif'i tahttan indirmişti. Hasılı Şerif Hüseyin canını zor kurtarıp önce Malta'ya kaçtı, ardında da Kıbrıs'a yerleşti. Şerif Hüseyin'in İngilizlerin ve Fransızların kendisini kullandığını bu kadar geç farketmesi, Sultan Abdulhamid'in onun  hakkındaki "zeki ve dirayetli bir devlet adamı değildir" öngörüsününde ne kadar haklı olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Ömrünün kalan yıllarını zamanında İngiliz altınlarından yaptığı hatırı sayılır serveti sayesinde Kıbrıs'ta refah içinde geçiren Şerif Hüseyin ile, eski KKTC C.Başkanı Rauf Denktaşı'ın babası Raif Denktaş  dost olmuşlar. O zamanlar küçük bir çocuk olan Rauf Denktaş babası ile birlikte zaman zaman Şeirf Hüseyin'i ziyarte gidermiş. Rauf Denktaş o günlerde gördüklerini Prof.Nevzat Altıntaş'a şöyle aktarmış :

 

Babamla yanına gittiğimizde hep aynı olay tekrarlanıyordu. Babam onun elini öper, o da anlatmaya başlardı. Şerif Hazrtleri "Ahhh, ben ne yaptım, ahhh, ben ne yaptım? Yaptığımın cezasını çekiyorum.  Niye Osmanlı'ya işhanet ettik?" derdi. Çünkü İngilizler kendisine bazı arapların kralı ve müslümanların halifesi olacağını vaat etmişlerdi. Hâlbuki Filistin'e İngilizler yerleşmişlerdi. Oraya yahudiler mütemadiyen göç ediyorlardı. Suriye'ye Fransızlar kendi kültür ve dillerini yaymışlardı. İngilizler de Irak'a kendi dil ve kültürlerini götürmüşlerdi. [Şerif] Hüseyin babamın yanında hep iç geçirirdi. Bundan sonra babam onu teselli edecek birkaç laf söyler, ben de yanında bulunurdum.

 

 Bir müddet sonra, [Şerif] Hüseyin : "Raif, anlat şu İstanbul havalarııı dinleyelim" derdi. Konuşma esnasında bir taş plak çalmaya başlardı. O zaman Şerif Hüseyin "Ahhh İstanbul, pâyitaht" diyerek ağlamaya başlardı. Babamda o sırada onu teselli edici sözler söylerdi: "Şerif Hazretleri, bu takdir-i İlahidir, üzülme..Sen hata yaptın; ama bundan çok pişman olduğun gözlerinden akan gözyaşlarından belli oluyor. Allah seni bundan dolayı affeder; yapma ağlama". Babam onu teselli ederken kendisi de ağlardı. Plak bitince biraz daha sohbet ederlerdi. Daha sonra babam onun elini öperdi. Biz kalkıp giderken, [Şerif] Hüseyin: "Rauf gel!" deyip bana elini öptürür ve elime bir altın verirdi. [Şerif Hüseyin o zamanlar İngilizlerden emekli maaşı alıyordu.-M.A.] Ben de bu yüzden hep babamla Şerif Hazretlerine gitmeyi isterdim... Şerif Hüseyin hastalandı, ölümü yaklaşmıştı. Ölümüne yakın Ürdün  prensi olan oğlu Abdullah'ın yanına gitti. Onu Amman'a biz uğurlamıştık. Bir müddet sonra ise onun ölüm haberi bize ulaştı...(1)

 

Bu ihanetlerin öznesi olmuş kişilerin kullanıldıklarını hissetmesi ve pişman olması önemli tabii ama bu, geçen günleri maalesef geri getirmiyor. Ve Osmanlı coğrafyasında Şerif Hüseyin bunlardan yalnızca biri. Okurken acı verse de tarih böyle acımasız bir fotoğraf sunuyor aynı zamanda.

 

Olayları "an" içinde  anlamak o kadar kolay olmuyor. Bu belki de tarihin en önemli kuralı. Onlar günahıyla sevabıyla bu tarihi bizzat yaşadılar. Doğru ya da yanlış;  yaşadılar.

 

Pekii ya gelecek kuşaklar? Körükörüne kötülerken ya da sütten çıkmış ak kaşık yaparken; yani  kategorize ederken hangi sağlam temellere dayandılar? Eğer Ernest Renan'ı dinlersek "tarihi çarpıtmak, bir ulus olmanın aslî bir öğesidir". İyi de yaşananlar tarihe gömülür mü? Akif'in cevabı nettir : "Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın"

 

T.S.Eliot, "Çorak Ülke" de "Tarih kölelik olabilir, tarih özgürlük olabilir. Tarihi olmayan (bir) halk, kurtarılamaz zamandan" der. Tarihimizi doğru okumamız gerek. Şerif Hüseyin ya da bir başkası hata yapabilir. Çünkü onlar "an" ı yaşıyorlardı. Bizim ise "doğru okuma" şansımız var, çünkü biz yaşananlara gelecekten, birçok boyutu ile  bakıyoruz;  "an" dan değil.. Bizim kendi yaşadığımız "an"  ile ilgili yaptığımız hatalarımızı da gelecek kuşaklar değerlendirecektir.

 

"Zaman en iyi müfessirdir" diye boşuna söylenmemiş... 

 

(1) Hazırayan Mehmet Tosun, 21. yy.da Sultan II.Abdülhamid'e bakış, İst. 2003, s.252

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

8 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: el bedevi | Tarih: 2007-09-14 20:41:53
    Konu: şerif huseyn şerif abdullah şerif faysal "mekke'nin uluları"
    selam,

    yazı icin oncelikle cok tesekkurler. ne yazık tarihte geri dönüşler olmuyor. şerif hüseyin eğer isyan etmeyi osmanlı'ya katılsaydı tarih nasıl olurdu diye hep düşünmüşümdür.

    metinde gecen "...ingilizler Lübnan diye bir yer icad ettiler..." sozu dogru degildir. izninizle duzelteyim; icad edilen yer Chruchill'in anılarında yer alan "...Ürdün denen ülkeyi bir pazar günü Londradaki evimde haritada ben kurdum..." ürdündür. bugun osmanlıya ihanet eden arabların yonetimde oldugu tek ulke Urdun'dur. ibni suud'un yonetimindeki Suudi Arabistan degil...

    diger yandan hicaz arab isyanı degil hicaz arab ihaneti olarak adlandırılabilecek olayların bas sorumlusu şerif huseyin ve ogulları hesaplarını Allahuteala'nın huzurunda vereceklerdir.

    ancak şu kesinlikle unutulmamalıdır, isyan edenler hicaz araplarıdır. adına turkuler yakılan ve son olarak 1913de barısa ikna edilen Yemen İmamı Yahya bile şerif huseyinin gel birlikte isyan edelim sozlerini "Osmanlı şimdi İslamı kafirlere karşı koruyor şimdi isyan zamanı degildir" diyerek geri cevirmis ve hakikaten 1. dunya savası suresince Yemen'de isyan olmamıstır. Yemen, arnavutlugun balkan savasında bize isyan etmeden elimizden cıkmasına benzer olarak anavatanla sınırı kalmadıgı icin ingiliz somurgesi olmustur.

    Suriye Lubnan ya da Irak Araplarından onbinlercesi Osmanlı ordusu icinde kafkasya canakkale kut el ammara suveys medine cephelerinde savasmıs sehid ya da gazi olmuslardır. Vahdeddin'in naaşı (1926 ?) Beyrut'a geldiginde karsılamak icin Arap yuzlerce eski Osmanlı subay ve askeri uniformalarını giymiş ve gozyaslarıyla cenazeye istirak etmişlerdir. aynı durum halkın da katılımıyla Şam'da tekrarlanmıştır. bunu Prens Omer Faruk efendi anlatıyor.

    isyan Hicaz isyanıdır. butun arapları suclamak en azından cahilliktir.

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-01-17 16:38:12
    Konu: TEŞEKKÜR
    TEŞEKKÜRLER
    bir sorum olacak:acaba şerif hüsey,n bunca şeye sebeb olduğu halde pişmanlığından dolayı affetmeli miyiz?
    gerçi affetmek ALLAH A MAHSUS

    Bağlantı »

  3. Yazan: isimsiz | Tarih: 2006-08-23 19:19:48
    Konu: ölümsüzlük
    ben sizden ölümsüzlük ve mutsuzluk hakkında çok güzel bir makale istiyorum adresim çilek mah 6378 sok no 10 mersin en kısa zamanda gönderirseniz sevinirim

    Bağlantı »

  4. Yazan: http://muzminanonim.blogspot.com/ | Tarih: 2006-05-26 13:52:37
    Konu: Kucuk kiyamet, buyuk kiyamet..
    "Allah mühlet verir, ama ihmal etmez..;-)"

    Ona ne suphe.. De.. Ben yasarken benim bilmem halinde dusmeyecegim yanlislari, benden kac nesil sonra ifsa etmesi bana bu imtihan konusunda bazi sorunlar yasatiyor.. Nasil diyeyim, butun mukemmelligine karsi, beni eksik data ile muhatap etmesi ve sonra da imtihan etmesi bana biraz da "Fiks'in Tuzagi" dedirtmiyor degil :-)

    Bağlantı »

  5. Yazan: GELENEK | Tarih: 2006-05-26 11:51:00
    Konu: Yeryüzü cenneti mi?
    Müzmin Bey,

    "Geciken Tefsir = Geciken adalet"

    Yeryüzü cennet mi kuracağız? Bu mümkün olmayacak bir ütopyadır.

    Allah mühlet verir, ama ihmal etmez..;-)

    S.Öztürk

    Düzenleyen GELENEK gün: 26/5/2006 saat: 12:11

    Bağlantı »

  6. Yazan: http://muzminanonim.blogspot.com/ | Tarih: 2006-05-26 11:06:00
    Konu: Geciken tefsir = Geciken adalet

    --Ama, beyim, her seferinde boyle 40 harami gelmeyebilir, demis kervanbasi..

    Bağlantı »

  7. Yazan: GELENEK | Tarih: 2006-05-26 01:42:52
    Konu: En tembel ama en iyi...
    Müzmin Bey,

    "Geçmiş ola.." Evet maalesef..

    <em>"Bu arada, her kim ise bu "Zaman en iyi müfessirdir" lafini eden, benden kendisine kucak dolusu selamlar soylein. Bir daha dusunmesini istirham ettigimi de ekleyin lutfen. Cunku...

    "Zaman en iyi müfessirdir filan degildir. En tembel müfessirdir. Isini cok ama cok gec yapar" </em>"

    Selamınızı iletildi bilin :-)

    İşini çok geç yaptığı doğrudur da, bu "en iyisi" olduğu gerçeğini değiştirir mi?


    S.Öztürk

    Düzenleyen GELENEK gün: 26/5/2006 saat: 01:43

    Bağlantı »

  8. Yazan: http://muzminanonim.blogspot.com/ | Tarih: 2006-05-26 00:57:32
    Konu: Tembelleri takdir etme, fodullari tekdir et..
    Sultan Abdulhamid'in hal edilisinden sonra, Ittihat & Terakki'nin --bir marifetmiscine-- Balkan kiliselerinin birlesmesine izin vermesi yetmiyormus gibi, bir de Serif Huseyin hirtina yardakcilik yapmalari bu nabekarlarin Huzur-u Divan'da Divan-i Harp'e verilmelerini artik zorunlu kildi..

    Ama, ote yandan Serif Huseyin'in Raif beye anlattigi aktarilan ve dahi aktarilan laflarin kiyemet-i haribiyesi de eser miktardadir bence. Aradan bir asir gectikten sonra bu lakirdilarin nakli sadece huzun veriyor. Gonul isterdi ki, madem nadim olus, o hirtin bir seyler yazmasinin saglanmasi ve bunlarin da Arabistan'da yayinlatilmasi..

    Simdi?.. Simdi, gecmis ola..

    Bu arada, her kim ise bu "Zaman en iyi müfessirdir" lafini eden, benden kendisine kucak dolusu selamlar soylein. Bir daha dusunmesini istirham ettigimi de ekleyin lutfen. Cunku...

    "Zaman en iyi müfessirdir filan degildir. En tembel müfessirdir. Isini cok ama cok gec yapar"

    :-)

    Bağlantı »