<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>GELENEK</title>
        <description>Gelenekten , geleceğe..</description>
        <link>http://gelenek.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 11:24:09 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Taşındım!</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/tasindim_689173.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/tasindim_689173.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;IMG alt=trfik.jpg src=&quot;http://izlenimler.wordpress.com/files/2006/04/trfik.jpg&quot; align=left&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;IMG alt=trfik.jpg src=&quot;http://izlenimler.wordpress.com/files/2006/04/trfik.jpg&quot; align=left&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;IMG alt=trfik.jpg src=&quot;http://izlenimler.wordpress.com/files/2006/04/trfik.jpg&quot; align=left&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;IMG alt=trfik.jpg src=&quot;http://izlenimler.wordpress.com/files/2006/04/trfik.jpg&quot; align=left&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;IMG alt=trfik.jpg src=&quot;http://izlenimler.wordpress.com/files/2006/04/trfik.jpg&quot; align=left&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;IMG alt=trfik.jpg src=&quot;http://izlenimler.wordpress.com/files/2006/04/trfik.jpg&quot; align=left&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Evet&amp;nbsp;Taşındım.Yeni adresim : &lt;A href=&quot;http://www.gelenek.wordpress.com&quot;&gt;www.gelenek.wordpress.com&lt;/A&gt;&amp;nbsp; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Artık yeni yazıları yukarıdaki adrese yazacağım.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kısa bir süredir &lt;A href=&quot;http://www.wordpress.com&quot;&gt;www.wordpress.com&lt;/A&gt; un hizmetini deniyordum.Açıkçası memnun kaldım.Hem tema konusunda hem de yorumlar bölümünde html kodlarının kullanılması konusunda blogcu'da sıkıntı vardı.Bunu halledeceklerini söylemişlerdi ama maalesef yapmadılar.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Hepinizi&amp;nbsp;yeni bloguma beklerim.Ayrıca teveccüh edip bana sitelerinde link veren dostlarım arzu ederlerse linklerini yukarıdaki adrese göre güncelleyebilirler.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://www.gelenek.wordpress.com&quot;&gt;Yeni adreste&lt;/A&gt; &amp;nbsp;görüşmek üzere..&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;(*) Dikkat, &quot;Tek yön&quot; levhası Fethi Bey'in &lt;A href=&quot;http://www.izlenimler.net&quot;&gt;İzlenimler&lt;/A&gt;inden araklanmıştır&amp;nbsp;.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/tasindim_689173.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 10 Jun 2006 18:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Emre Kongar'ın Şahsında Literatiler</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/emre-kongar-in-sahsinda-literatiler_674099.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/emre-kongar-in-sahsinda-literatiler_674099.html</guid> 
            <description>
  &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;Prof.Dr.Emre Kongar&quot; src=&quot;http://www.aydindoganvakfi.org.tr/turkce/images/emre_kongar.jpg&quot; align=&quot;right&quot; border=&quot;1&quot; height=&quot;185&quot; width=&quot;130&quot;&gt;Ünlü sosyoloğumuz &lt;a href=&quot;http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=592&quot;&gt;Emre Kongar&lt;/a&gt;' ı&amp;nbsp;oldum olası sevmedim, daha doğrusu sevemedim. Birkaç kitabını aldım, okumaya çalıştım, kendimi zorlayarak -türkçe açısından değil, içerik açısından-&amp;nbsp;&amp;nbsp;okudum da. Birara NTV'de&amp;nbsp; Mehmet Barlas'la programlar yapıyordu onları seyretmeye çalıştım, akılalmaz analizlerine dayanamadım, sinirlenip bıraktım. Halen o program devam ediyor mu bilmiyorum.&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;Aydınlanmadan başka&amp;nbsp; türkü çağırmayı bilmeyen,&amp;nbsp;beş kelimesinden&amp;nbsp;üçü &quot;feodalite&quot;, &quot;aydınlanma&quot;&amp;nbsp;ve &quot;laiklik&quot; olan Emre Hoca cumhuriyet tarihimizin zihni iğdiş edilmiş yarı-aydın tipine de iyi bir örnektir. Ahmet Kekeç'in o güzel üslubuyla yaptığı Emre Kongar analizleri meşhurdur. Hem Ahmet Kekeç'ten hem de Yusuk Kaplan'dan alıntılarla Emre Kongar'ın şahsında bu yarı-aydın tipinin&amp;nbsp;fikrî yanlışlıklarını, yüzeyselde olsa şöyle bir değinmek istiyorum..&amp;nbsp;Ahmet Kekeç'in&amp;nbsp;alıntıladığım yazılarının&amp;nbsp;&amp;nbsp;bütününe ulaşmak isteyenler ilgili başlıklardan bakabilir. İlk alıntı &lt;a href=&quot;http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/kasim/23/akekec.html&quot;&gt;&quot;Başkasının türbanı Kongar'ın sakalı&quot;&lt;/a&gt; başlıklı yazıdan :&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&amp;lt;blockquote&amp;gt;Emre Kongar, yaşayan en büyük aydınlanmacılarımızdandır. Aydınlanma düşüncesinin anayurdu Fransa'da, &quot;aydınlanma&quot; gibi tuhaf arkaik kavramlarla konuşan bilimadamlarına hangi nazarla bakıldığı bir başka verimli tartışmanın konusu olabilir... Gelgelelim, fırsatını bulduğunda ken.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/emre-kongar-in-sahsinda-literatiler_674099.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 07 Jun 2006 01:32:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İbn Haldun</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/ibn-haldun_660988.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/ibn-haldun_660988.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG src=&quot;http://www.zaman.com.tr/2006/06/03/ibn-haldun.jpg&quot; align=right border=0&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İbn-i Haldun &lt;A href=&quot;http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=2626&quot;&gt;kimdir?&lt;/A&gt; İbn-i Haldun, M.1332 yılında Tunus'ta dünyaya gelen&amp;nbsp;bilim, düşünce, edebiyat ve siyasetle yakından ilgilenmiş olan eski ve soylu bir ailenin çocuğudur. İlk öğreniminden sonra aydın bir kişi olan babasının yakın ilgisi sayesinde seçkin hocalardan fıkıh, hadis, tefsir, akaid, mantık, felsefe, matematik, tabiat bilimleri, dil bilimleri, şiir, edebiyat gibi dinî ve din dışı alanlarda çok iyi bir öğrenim gören İbn-i Haldun Tunus, Fas, İspanya'da Beni Ahmer Devleti'nde, Mısır'da üst düzeyde görevlerde bulunmuş ve dersler vermiştir. Felsefeci, tarihçi ve sosyolog olan İbni Haldun, temel eseri &lt;A href=&quot;http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=7820&amp;amp;session=13214180388241146651&amp;amp;LogID=&quot;&gt;Mukaddime&lt;/A&gt;'de de İslam Medeniyetinin ve insanlığın, tarihi ve sosyolojik meselelerini ele almıştır. İbn-i Haldun'un düşüncesi &amp;nbsp;ile ilgili yazılmış -benim okuduğum- iyi bir&amp;nbsp;çalışma olarak bu &lt;A href=&quot;http://kitap.antoloji.com/kitap.asp?kitap=190618&quot;&gt;kitabı&lt;/A&gt; önerebilirim.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Durduk yere İbn-i Haldun da nereden çıktı diyebilirsiniz. Efendim, Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr.Tahsin Görgün bugünkü Zaman Gazetesi'nin yorum sayfasında, büyük İslam&amp;nbsp;düşünürü İbn-i Haldun'un&amp;nbsp;vefatının 600. yılı anısına bir&amp;nbsp;makale kaleme &lt;A href=&quot;http://www.zaman.com.tr/?hn=290593&amp;amp;bl=yorumlar&amp;amp;trh=20060603&quot;&gt;almış&lt;/A&gt;. Yazıda İbn-i Haldun'un &amp;nbsp;düşüncesinin değerlendirilmesinin yanı sıra İslam düşüncesinin, Gazali'nin yaptığı felsefe eleştiri.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/ibn-haldun_660988.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 03 Jun 2006 16:48:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Fetih, Fatih ve &quot;Bilgi&quot;</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/fetih-fatih-ve-bilgi_647206.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/fetih-fatih-ve-bilgi_647206.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Malum bugünler İstanbul'un fethinin sene-i devriyesi. Osmanlı Hükümdarı II.Mehmed Han İstanbul'u fethederek Doğu Roma imparatorluğunu tarihin sayfalarına gömmüştü. Fetih denince hep Fatih'in gemileri karadan yürütüp haliçe indirdiği hatırlanır. Ve tabii ki Peygamberimizin(sav) &quot;İstanbul muhakkak fethedilecektir, onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir&quot; müjdesi gelir hatırlara. Bu 'müjde-i nebeviyye'ye nail olmak isteyen müslümanlar, daha&amp;nbsp;ilk hicri yüzyıldan itibaren İstanbul'a özel bir önem atfetmişlerdir. 23 yılda, birbirleriyle sürekli kavga edip duran bedevi kabilelerinden oluşan bir topluluğu, İslam'ın tezgahından geçirip örnek bir toplum haline getiren Efendimiz(sav), İslam&amp;nbsp;inanç imparatorluğunu bu kadar kısa bir sürede kurmuş ve&amp;nbsp;ardından Rahmet-i Rahman'a kavuşmuştu. İslam, din&amp;nbsp;tarihçilerinin hala çözemedikleri bir tarzda, bir infilak gibi dünyanın dört bir yanına çok kısa bir sürede yayılmıştır.Arap yarımadasından başka bir yer görmeyen&amp;nbsp;&amp;nbsp;pekçok sahabinin ve tabii Eyyüb-el Ensarî' nin mezarının, İstanbul surlarının altında ne aradığı sorusunun cevabını &quot;İslam'ın Tevhid&amp;nbsp;bayrağını tüm dünyaya taşıma gayretinin tezahürü&quot; ve&amp;nbsp; &quot;nebevi müjdeye nail olma&quot;&amp;nbsp; olarak verebiliriz. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bunlar &quot;feth&quot;in bir yönü. İstanbul'un fethi konuşulurken çoğu kişinin atladığı&amp;nbsp;diğer bir&amp;nbsp;yönü Mehmet Barlas hatırlatmış. 21 yaşında ordusunun başında Doğu Roma'ya giren bu delikanlı nasıl bir eğitim almıştı? Barlas tarihçi Steven Runciman'dan alıntı yaparak şöyle &lt;A href=&quot;http://www.sabah.com.tr/2006/05/30/yaz09-40-131.html&quot;&gt;yazmış:&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;lt;blockquote&amp;gt;İngiliz tarihçi Steven Runciman, Babinger ve Uzu.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/fetih-fatih-ve-bilgi_647206.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 31 May 2006 07:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Âmâk-ı Hayâl</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/amak-i-hayal_634155.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/amak-i-hayal_634155.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;A href=&quot;http://www.yenisayfa.com/pgs/prdA/prd_aut.asp?fr_recSID=sCnnY&quot;&gt;A'mâk-ı Hayâl'&lt;/A&gt; i okudunuz mu? &lt;A href=&quot;http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=2947&quot;&gt;Filibeli Ahmet Hilmi&lt;/A&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;'nin muhteşem bir eseridir. Bir felsefî&amp;nbsp; hikayeler dizisi diyebileceğimiz A'mâk-ı Hayâl,&amp;nbsp; iyi bir eğitim görmüş, düşünen, arayan, gerçeğe susamış bir genç olan Raci adlı roman kahramanının şahsında bir mürîdin 'seyr-i süluk'unu anlatır. Raci, Aynalı&amp;nbsp;Dede&amp;nbsp;lakablı meczup görünümüne karşın, kemal ve irfan sahibi bir rehberin manevi terbiyesi altında, gönül aleminin derinliklerine yaptığı yolculuklar neticesinde, alemde Allah'tan başka bir varlık olmadığını, bu alemin Allah'ın sıfatlarının tecellisi olduğunu anlar. İnsan alemin özü, özeti, meyvasıdır. Alemin yaratılış amacıdır, Rabbinin halifesidir. Alemdeki her varlık, Allah'ın bir adının, bir sıfatının tezahürü iken, varlıkların sonu olan insan, Allah'ın tüm sıfatlarının tecellisine mazhardır.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Filibeli Ahmet Hilmi kitabın girişinde &quot;birkaç söz&quot; başlığı altında şunları yazar :&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;lt;blockquote&amp;gt;Bu kitabı, gerçeği arama kaygısı taşıyan yürekler, hayatın sonuyla ilgili konuları seven insanlar zevkle okuyabilirler. Bir asırdır bu memleket ve millet çok Raci'ler yetiştirdi ve daha birçokları yetişecektir.&amp;lt;/blockquote&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;lt;blockquote&amp;gt;Okuyucularımıza sunduğumuz bu hikayeler -hikaye mi acaba?!- ilgi görecek olursa kendimizi mutlu sayarız. Çünkü bu hikayeye gösterilecek ilgi ciddi konulara ilişkin birer eğilimin bulunduğunu gösterir ki bu, değerli .. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/amak-i-hayal_634155.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 27 May 2006 17:48:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&quot;En büyük asker bizim asker&quot;</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/en-buyuk-asker-bizim-asker_623950.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/en-buyuk-asker-bizim-asker_623950.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Bugün çok duygulu bir atmosfer yaşadım. Çok sevdiğim bir arkadaşımın kardeşini askere uğurladık. Gerçi teslim zamanına daha var ama uğrayacağı başka şehirler ve bitirmesi gereken işleri olduğu&amp;nbsp; için taze doktor kardeşimizle biraz erken vedalaşmak durumunda kaldık.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Öğleden sonra otogara geldiğimizde ortalık ana-baba günüydü. Mayıs&amp;nbsp;tertibi normal&amp;nbsp;&amp;nbsp;asker sevkiyatı &amp;nbsp;ile çakıştığı için otogarın tamamı askerdi. Askerimizi unutup, etrafı gözlemlemeye başladım.&amp;nbsp; Her çeşit insan vardı. Varoşlardan, civar köylerden, sosyetik semtlerden anne baba ve diğer akraba-i tâlukat evlatlarını uğurlamak için yerlerini almışlardı. Askerler de çeşit çeşitti haliyle. Doktorundan, tamirci kalfasına, tezgahtarından çok lüks bir jeeple&amp;nbsp; gelen sosyete çömezine kadar çeşit çeşit asker. Tam bir kozmopolit ortamdı. Bir Türkiye fotoğrafıydı karşımda olan.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Annelerin kimisinin elinde Yasin cüz'ü, kimisinin elinde tespih, kimisin de dudaklarında dualar vardı. Tabii ki gözlerinde de yaşlar.&amp;nbsp;Çocuklarını askere &quot;Peygamber ocağına&quot; gönderiyorlardı. Bir yandan da davullar ve zurnalar çalmaya başladı. Taze askerler halay çekmeye koyuldular. Sanki düğüne gidiyormuş gibi. Etrafıma baktım; annelerin çok&amp;nbsp;büyük çoğunluğu başörtülü/türbanlıydı. (Bu ikisinin farkını hala&amp;nbsp; anlayamadım) Aklıma;&amp;nbsp; biricik evlatlarını askere düğüne gönderir gibi gönderen, davul-zurna gibi&amp;nbsp;&amp;nbsp;geleneksel bir &quot;mutlu gün&quot; sembolünü&amp;nbsp;uzun bir hasret dönemi öncesinde&amp;nbsp;coşkuyla&amp;nbsp;kullanan, bir yandan da dillerinde dualar, gözlerinde yaşlarla &amp;nbsp;&quot;peygamber ocağı&quot; na evlat verme gururunu yaşayan insanlarımıza reva görülen muamele geldi. Bu çocuklar zorunlu askerlik için başörtülü annelerinden dolayı muaf tutulmuyorlardı ama en basi.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/en-buyuk-asker-bizim-asker_623950.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 25 May 2006 01:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Abdülhamid Han ve Şerif Hüseyin</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/abdulhamid-han-ve-serif-huseyin_616367.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/abdulhamid-han-ve-serif-huseyin_616367.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG alt=&quot;Sultan II. Abdülhamid&quot; src=&quot;http://www.mustafaakyol.org/im/abdulhamid.jpg&quot; align=left&gt;Geçtiğimiz Pazar günü,&amp;nbsp; araştırmacı-yazar &lt;A href=&quot;http://www.kitapyurdu.com/yazar/default.asp?id=3031&amp;amp;session=15688887185962166736&amp;amp;LogID=&quot;&gt;Mustafa Armağan'&lt;/A&gt; ın yeni kitabı &lt;A href=&quot;http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=104571&amp;amp;session=15684545985962166730&amp;amp;LogID=&quot;&gt;Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı'&lt;/A&gt; nı okudum. Kitap çeşitli makalelerden oluşuyor.&amp;nbsp;Okuyunca&amp;nbsp;zaten bildiğim Abdülhamid Han'ın devlet adamlığını, &amp;nbsp;ince siyasi zekasını&amp;nbsp;&amp;nbsp;bir kez&amp;nbsp;daha satıraralarından hayranlıkla&amp;nbsp;seyretmiş oldum&amp;nbsp;ve Sultan'ı rahmetle, şükranla yadettim.&amp;nbsp;Çok ilginç ve ilk kez&amp;nbsp;okuduğum birçok anektod var kitapta.&amp;nbsp;Kitabı okumanızı kesinlikle önerdiğimi söylemeye gerek yok herhalde. Kitap birçok yönden Abdulhamid Han döneminin fotoğrafını çekmiş. Ben kitaptaki 46 başlıktan,&amp;nbsp;&amp;nbsp;birisi bilinen, diğeri sanıyorum pek bilinmeyen ama dikkat çekici olduğunu düşündüğüm&amp;nbsp;iki&amp;nbsp;konuyu &amp;nbsp;paylaşmak istiyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bunlardan bilinen olanı &amp;nbsp;Mekke Şerifi Hüseyin ile Sultan Abdulhamid arasındaki ilginç ilişki, diğeri&amp;nbsp;ise&amp;nbsp;Şerif Hüseyin'in Kıbrıs'ta geçirdiği &quot;sürgün emeklilik&quot; yıllarıyla ilgili, &amp;nbsp;KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Prof.Nevzat Yalçıntaş'a anlattığı hatırası.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Şerif Hüseyin Arap ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmasında önemli bir rol oynamış bir isimdir. İsmindeki &quot;Şerif&quot; Peygamberimizin (sav) soyundan geldiğini gösterir. Aynı zamanda Şerif Hüseyin Fatımî hanedenının da torunudur. Bu özellikleri, onun Arap dünyasında karizmatik bir kişiliği olmasına yol&amp;nbsp;açar.&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Tue, 23 May 2006 03:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Menfur Saldırı ve Özgürlükler</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/menfur-saldiri-ve-ozgurlukler_604093.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/menfur-saldiri-ve-ozgurlukler_604093.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Bildiğiniz gibi Danıştay İkinci Dairesine menfur bir terorist eylem düzenlendi. Saldırıda üyelerden Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybetti. Özbilgin'e&amp;nbsp;Allah'tan rahmet, yaralılara da şifalar temenni ediyorum. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Olayı&amp;nbsp; duyduğumda ilk tepkim &quot;inşallah şahsi, dava konusu&amp;nbsp;bir meseledir&quot;&amp;nbsp; olmuştu. Ama malesef&amp;nbsp;kısa zamanda öyle &amp;nbsp;olmadığı anlaşıldı. Ne kadar da acayip bir memlekette yaşıyoruz.&amp;nbsp;Olaydan&amp;nbsp; saatler&amp;nbsp;sonra&amp;nbsp; siyasi rant peşinde koşanlar hemen renklerini belli etti.. Baykal&amp;nbsp; &quot;Siyasete kan bulaştı&quot; gibi dehşet verici&amp;nbsp;açıklamalar yaptı, cenaze töreninde hükümet&amp;nbsp;&quot;katil&quot; olarak sıfatlandı, zinde güçler&amp;nbsp;göreve çağırıldı falan.&amp;nbsp;Malum basın topyekün yayına başladı, itidal tavsiye edecekleri yerde yangına körükle gittiler.Tüm medya &quot;hedef göstermekle&quot; suçladıkları Vakit Gazetesi'ni aynı yöntemle &quot;hedef gösterdi.&quot; Eğer Vakit'in yaptığı hedef gösterip &quot;öldürün&quot; demekse bunu basın, başbakana, müsteşarına, bürokratlara, milletvekillerine, başörtülü eşlerine, kızlarına, evlerine hatta kapının önündeki ayakkabılarına,&amp;nbsp;TCDD memuruna, hastanedeki bayan doktara kadar hergün zaten yapıyor. Bu&amp;nbsp;çelişkiyi hemen&amp;nbsp;farketmelerini beklemiyorum ama bazılarının 28 Şubat&amp;nbsp;sendromunu çok geç&amp;nbsp;atlatmaları gibi &quot;iş işten geçtikten sonra&quot; kendilerine geleceklerinden endişeleniyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Neyse bu bahs-i diğer.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Mesele nedir? Bantı biraz geriye saracak olursak; yine bildiğiniz gibi Danıştay İkinci Dairesi akıllara durgunluk veren bir karar vermişti aylar önce. Bir öğretmenin okul dışında bile başını örtmesini yasaklayan, ayrıca başörtüsünü &quot;kötü örnek&quot; olarak aşağılayan bir karara imza atmıştı. Hiçbir an.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/menfur-saldiri-ve-ozgurlukler_604093.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 20 May 2006 00:45:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Güzel sesli Anchorman</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/guzel-sesli-anchorman_595204.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/guzel-sesli-anchorman_595204.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG hspace=10 src=&quot;http://www.milliyet.com.tr/2003/12/05/sanat/resim/asan.jpg&quot; align=right vspace=10 border=1&gt;Ahmet Kekeç(*) &lt;A href=&quot;http://www.yenisafak.com.tr/&quot;&gt;Yeni Şafak&lt;/A&gt; 'ın sivri kalemlerinden. Çok hoş, nükte ve hicivlerle dolu yazılar yazıyor.Kekeç'in bazı favorileri var. Ali Kırca, Emre Kongar, Bedri Baykam gibi.&amp;nbsp;Kekeç 28 Şubat'ın puslu günlerinden bu yana Ali Kırca'ya yönelik kaç yazı yazdı bilinmez. Ama Ali Kırca&amp;nbsp;duruşunu bozup &amp;nbsp;bir tek cevap vermedi. Ne Ahmet Kekeç'e ne de hakkında yazı yazan onlarca yazara. Bu hayreti mucip birşey. Gerçi ne cevap verecek böyle bir süreçte&amp;nbsp;rol aldığı için, ama&amp;nbsp;o ayrı bir mesele.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Ahmet Kekeç&amp;nbsp;17 Mayıs tarihli&amp;nbsp;&lt;A href=&quot;http://www.yenisafak.com.tr/akekec.html&quot;&gt;&quot;Sabah Şekerleri'nin 28 Şubatçısı&quot;&lt;/A&gt; başlıklı yazısında Kırca'nın bu tavrına &amp;nbsp;&quot;taammüden efendilik&quot; diyor. Bunu okuyunca beni bir gülme tuttu.. &quot;Taammüden cinayet&quot;&amp;nbsp;bildiğimiz şey ama &quot;taammüden efendilik&quot; pek rastlanan bir&amp;nbsp;tabir değil.&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=yazarmetin align=justify&gt;Emre Kongar'da sık sık Ahmet Kekeç'in köşesine konuk olmasına rağmen, ondan da bir cevap gelmiyor. Veya en azından ben Kekeç'in köşesinde &quot;Sayın Kongar, gönderdiği açıklamada....&quot; gibi bir yazıya hiç rastlamadım. Kekeç, Ali Kırca ile ilgili yazısında Emre Kongar'ı da aradan çıkartmış. Yazıya yukarıda link verdim&amp;nbsp;ama, buraya alıntılamak daha hoş olacak :&lt;/P&gt;
&lt;P class=yazarmetin align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=yazarmetin align=justify&gt;&amp;lt;blockquote&amp;gt;Kimden sözettiğimi aramaya kalkışmayın; önceki gün kısık sesle haberleri okurken yakalanan güzel sesli anchorman Ali Kırca'dan sözediyorum. 
&lt;P class=yazarmetin align=justify&gt;&amp;nbsp;
&lt;P class=yazarmetin align=justify&gt;
&lt;P class=yazarmetin align=justify&gt;
</description>
            <pubDate>Thu, 18 May 2006 00:17:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Süleymanname</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/suleymanname_588570.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/suleymanname_588570.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
 

 _uacct = &quot;UA-165021-3&quot;; urchinTracker(); 

 

 _uacct = &quot;UA-165021-3&quot;; urchinTracker(); 
&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG id=image517 title=demmm.jpg alt=demmm.jpg src=&quot;http://www.izlenimler.net/wp-content/uploads/2006/05/demmm.thumbnail.jpg&quot; align=left&gt;Eski Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Odası Konfederasyonu&amp;#8217;nun, Atatürk&amp;#8217;ün 125. doğumu ve Samsun&amp;#8217;a çıkışının 87. yıldönümü nedeniyle&amp;nbsp;tır içinde hazırladığı &amp;#8216;İşgalden Zafere, Zaferden Cumhuriyete&amp;#8217; adlı gezici serginin açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlamış. Ve yine her zamanki ustalığını konuşturarak daha önce kendi söylediği sözleri yine kendisi &lt;A href=&quot;http://www.zaman.com.tr/?bl=politika&amp;amp;alt=&amp;amp;trh=20060516&amp;amp;hn=285499&quot;&gt;çarpıtmış&lt;/A&gt; : &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;lt;blockquote/&amp;gt;Bu soruların hiçbirini yanıtlamam. Hep cevaplandırdım. 3 defa, 4 defa, 5 defa cevaplandırdım. Altıncısını da cevaplandırsam ne olacak? Demek ki duyulmuyor, anlaşılmıyor. Benim dediğim o değil. Eğer Türkiye&amp;#8217;de okuyamıyorsa bir yere gitsin, okunabilir bir yere gitsin. Bununla, &amp;#8216;türbanlılar Suudi Arabistan&amp;#8217;a gitsin&amp;#8217; arasında dağlar kadar fark var..&amp;lt;/blockquote&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&quot;Neymiş bu dağlar kadar fark ?&quot; dense eminim Demirel onun için de bir cevap bulurdu. Hatırlayacağınız gibi Demirel daha önceden birçok yerde Başörtüsü yasağını eleştirmiş ve &quot;Bu yasak mantıksız, hakkınızı arayın&quot; </description>
            <pubDate>Tue, 16 May 2006 13:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hayy bin Yakzan - 2</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/hayy-bin-yakzan-2_582848.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/hayy-bin-yakzan-2_582848.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Bu yazı&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;A href=&quot;http://www.blogcu.com/GELENEK/573202/&quot;&gt;&quot;Hayy bin Yakzan - 1&quot;&lt;/A&gt; 'in devamıdır.Eğer okumadıysanız öncelikle ilk yazıyı okumanızı öneririm. Kaldığımız yerden devam edelim :&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Hayy küçük bir bebekken bir ceylan tarafından beslenmeye başlar. Anne ceylan yavru Hayy&amp;#8217;ı iki yıl sütüyle besler.Hayy zamanla annesini taklit etmeye onun gibi sesler çıkartmaya, hareketler yapmaya başlar. Ama Hayy zamanla hem annesinden hem de etrafta gördüğü diğer hayvanlardan farklı olduğunun bilincine varmaya başlar.Ve onları gözlemleyip çevresine, tabiata bakarak düşünmeye başlar. Hayy&amp;#8217;da ilk uyanan temel insani duygu, &amp;#8220;utanma&amp;#8221; olur ve avret yerlerini örtmesi gerektiğine karar verir.8 yaşına geldiğinde artık Hayy ellerini beceriyle kullanmakta ve basit aletler &amp;#8211;sopa vb- yapmaktadır.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;</description>
            <pubDate>Mon, 15 May 2006 02:11:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Özür ve Özürlülük</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/ozur-ve-ozurluluk_574873.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/ozur-ve-ozurluluk_574873.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Aslında önceki &lt;A href=&quot;http://www.blogcu.com/GELENEK/573202/&quot;&gt;yazıda&lt;/A&gt; belirttiğim gibi &lt;A href=&quot;http://www.blogcu.com/GELENEK/573202/&quot;&gt;Hayy bin Yakzan -1'&lt;/A&gt;&amp;nbsp;in devamını yazacaktım ama araya önemli bir husus girdi.&amp;nbsp;Hayy bin Yakzan - 2 ' de yarına kaldı.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Ben özel durumların, bazı kutlama ve anmaların belirli günlere sıkıştırılmasına karşıyımdır.Ama bunun bir istisnası var benim için. : &quot;Özürlüler Haftası&quot; 10-16 Mayıs tarihleri arası Türkiye'de&amp;nbsp; ve Birleşmiş Milletlere üye 156 ülkede&amp;nbsp; &quot;Özürlüler haftası&quot; olarak kabul edilmiştir.Bu konuda söz söyleme cür'etim ya da klasik teselli gayretlerine girme niyetim yok. Ben sadece bu&amp;nbsp;vesileyle tüm özürlü ağabey, abla ve kardeşlerime sabırlar diliyorum.Ve&amp;nbsp;sizlerle bu konuda yazılmış bir yazıyı, Yeni Şafak'tan Sami Hocaoğlu'nun (*) &lt;A href=&quot;http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/mayis/12/shocaoglu.html&quot;&gt;&quot;Özür, özürlülük ve özürlülere dair&quot;&lt;/A&gt; yazısını&amp;nbsp;paylaşmak istiyorum. Modern zihinlerin kambur gördüğü, adeta vak'a-i adiyeden saydığı &quot;özür&quot; kavramını, Ezeli Hakikat' in ışığında Sami Hocaoğlu' nun kaleminden &lt;A href=&quot;http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/mayis/12/shocaoglu.html&quot;&gt;okuyalım &lt;/A&gt;: &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=yazarmetin align=justify&gt;&amp;lt;blockquote&amp;gt;Modern akıl, cen.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/ozur-ve-ozurluluk_574873.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 13 May 2006 12:35:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hayy bin Yakzan - 1</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/hayy-bin-yakzan-1_573202.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/hayy-bin-yakzan-1_573202.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;I&gt;&quot;Hayy Bin Yakzan&quot; &lt;/I&gt;İbn-i Tufeyl' in felsefi romanının adı.1106 yılında Gırnata'da doğan İbn-i Tufeyl İslam düşünce tarihinde İşraki bir filozof olarak kabul edilir. &quot;&lt;I&gt;Diri oğlu Uyanık&quot; &lt;/I&gt;anlamına gelen &lt;I&gt;&quot;Hayy bin Yakzan&quot; &lt;/I&gt;ıssız bir adada tek başına büyüyen &lt;I&gt;Hayy'&lt;/I&gt; ın&amp;nbsp;&lt;I&gt; &lt;/I&gt;kendi kişisel tecrübeleriyle Hakikat'i arama çabasının kelimelere dökülmüş halidir. Hayy ,&amp;nbsp; tabiatla baş başa, tüm dış etkilerden her türlü insani ve İlahi öğretiden uzak biçimde çevresine bakarak, Hakikat&amp;#8217;in bilgisini ve varlığın sırrını keşfeder.İbn-i Tufeyl bu eseri yazmasına sebep olarak &amp;#8220; İslam felsefesi önderlerinden İbn-i Sina&amp;#8217; nın Hikmeti Meşriki adlı eserinde dile getirdiği&amp;nbsp; bazı sırların açıklanmasının kendisinden istenmesini&amp;#8221; gösterir ve şöyle der :&lt;/P&gt;

&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;

&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;/P&gt;

&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;lt;blockquote&amp;gt;İstediğin bilgileri Hayy bin Yakzan adını verdiğim bir hikaye aracılığı ile iletmeye çalışacağım.İbn-i Sina&amp;#8217;nın insanları yola getirmek için isteklendiren, özendiren, akıl ve zeka sahiplerine ibret veren Hayy bin Yakzan ile Salaman ve Absal adlı mesellerinden ilham alarak kurduğum bu hikayeyi iyi izlersen Yakzan oğlu Hayy ile birlikte istediğin gerçekle.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/hayy-bin-yakzan-1_573202.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 12 May 2006 23:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Şener ve Laiklik</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/sener-ve-laiklik_555159.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/sener-ve-laiklik_555159.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Geçtiğimiz günlerde Abdüllatif Şener Anayasa&amp;#8217;nın 24. maddesinde, üzerinde mutabık olmamız gereken bir laiklik tanımı olduğunu belirten bir görüş bildirmişti. Başbakan Tayyip Erdoğan ise mealen &quot;şahsi görüşüdür, partiyi bağlamaz. Bizim Laiklik tanımımız sayın Meclis Başkanın tanımı&amp;nbsp;ile aynıdır&quot; diyerek Abdüllatif Şener'in tanımındaki hatayı düzeltmişti. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlardan hareketle yapılacak bir laiklik tanımının yanlışlığına Mümtaz'er Türköne bugünkü yazısında şöyle dikkat &lt;A href=&quot;http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&amp;amp;alt=yazarlar&amp;amp;trh=20060509&amp;amp;hn=283544&quot;&gt;çekiyor :&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;lt;blockquote&amp;gt;[..] Temel haklara sınırlar çiziyorsunuz. Sonra vatandaşa getirdiğiniz bu sınırlamaları laiklik olarak takdim ediyorsunuz. Aynı anda laikliği devlete has bir anayasal prensip olmaktan çıkartıp insanların sırtına ağır bir yük olarak yüklüyorsunuz. &amp;#8220;Devletin sosyal düzeni&amp;#8221;ni referans almak, bu &amp;#8220;sosyal düzen&amp;#8221;in içinde yaşayan laikliği ortak payda olarak topluma sunabilmek için, AK Partili bir politikacının ruh dünyasındaki &amp;#8220;sosyal düzen&amp;#8221;in alt üst olması, bütün etik değerlerini kaybetmesi gerekir. Bunun adı, doğrudan dini toplum dışına iten komünist-totaliter bir düzeni topluma dayatmaktır.&amp;lt;/blockquote&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Abdüllatif Şener daha sonra Bugün gazetesinde de söylediklerini açmak istemiş ve daha başka inciler de döktürmüştü. Bu, yazarın gözünden kaçmamış. Mümtaz'er Türköne bu sözlerin yanlışlığını anlatırken&amp;nbsp;A.Şener'e adeta ders veriyor :</description>
            <pubDate>Tue, 09 May 2006 07:25:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bir İngiliz Alim</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/bir-ingiliz-alim_551395.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/bir-ingiliz-alim_551395.html</guid> 
            <description>
&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;Bayağıdan beri&amp;nbsp;&amp;nbsp; Müslüman bir İngiliz alimi/entelektüeli ve kitabını &amp;nbsp;sizlere tanıtmak istiyordum. Kısmet bugüneymiş. Abdulhakim Murad (Tim J. Winter) 1960 doğumlu. Çeyrek asır önce Kahire'de Arapça ve İslami ilimler tahsili sırasında ihtida etmiş. Cambridge Üniversitesi İlahiyat Fakültesi&amp;#8217;nde İslam üzerine dersler veriyor. Ben Abdulhakim Murad'ı&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=87462&amp;amp;session=72335892588224361603&amp;amp;LogID=&quot;&gt; &quot;Postmodern Dünyada Kıbleyi Bulmak&quot;&lt;/a&gt; adlı kitabı ile tanıdım. Kitap çeşitli konferanslarda verilmiş tebliğlerden oluşuyor. Dolayısı ile dil ve üslup bakımından biraz ağır, ama&amp;nbsp;donanımlı bir okuyucu kitapta faydalanabileceği birçok&amp;nbsp;nokta bulacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;T.J.Winter'den bahsetmişken &quot;mühtedi&quot; kelimesi ve çağrıştırdığı anlam üzerine&amp;nbsp;de birkaç kelime söyleyeyim.&amp;nbsp;Mühtedi denince birçok atadan müslüman, bir yabancı ile, &quot;öteki&quot; ile karşılaştığını düşünür.&amp;nbsp;Halbuki İslam'ı seçen bir kişi o andan itibaren bizim&amp;nbsp;can kardeşimizdir. İhtidanın&amp;nbsp;üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa da yine de mesafeli davranırız, buna hiç de hakkımız olmadığı halde. Hele vitrine çıkarmalar yok mudur ? &quot; Falanca&amp;nbsp; meşhur kişi de İslam'ı tercih&amp;nbsp; etti &quot; diyerek nereden icap ediyorsa ucuz reklam da yapmaya çabalarız. Ama buna rağmen yine de aramıza mesafe koymayı de ihmal etmeyiz. Ne kadar da yanlış bir davranış. Bu davranışın bir müslümana yakışmadığını herhalde ayrıca anlatmaya gerek yok..&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;Yeniden T.J.Winter'e dönecek olursak biraz burun kıvırılarak bakılan &quot;mühtedi&quot; sıfatından&amp;nbsp; kurtulup &quot;Müslüman Alim&quot;&amp;nbsp;olarak hatırlanmayı&amp;nbsp;fazlasıyla hakediyor. Arapça'ya,&amp;nbsp;Türkçe'ye ve Osmanlıca'ya olağan.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/bir-ingiliz-alim_551395.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 08 May 2006 01:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ah o dokuz kişiden biri olabilmek..</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/ah-o-dokuz-kisiden-biri-olabilmek_548310.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/ah-o-dokuz-kisiden-biri-olabilmek_548310.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG height=127 src=&quot;http://www.tarihmecmuasi.com/images/ba04.jpg&quot; width=107 align=right border=0&gt;Bugün, dün gece tekrar okuduğum ve yine hüzünlendiğim bir hikayeyi aktarmak istiyorum. Her okuyuşumda gözlerim doluyor.. O zaman Osmanlı toprağı olan Macaristan'daki İstolni Belgrad kalesinde, kaleyi kuşatan Almanlarla, kale komutanı arasındaki pazarlıklar neticesinde, kaleyi &quot;vire&quot; ile teslim etme antlaşması yapılmıştı. Buna mecburlardı zira suları tükenmişti. Kendilerine birkaç &quot;deli&quot; ile yardıma gelen Budin yeniçeri ağasının, Yahya Ağa'nın ise &quot;Vire&quot; yi kabullenmeye hiç niyeti yoktu.&amp;nbsp;Gerisini&amp;nbsp; Mustafa Armağan'ın &lt;A href=&quot;http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=86406&amp;amp;session=72359576685100261224&amp;amp;LogID=&quot;&gt;&quot;Kır Zincirlerini Osmanlı&quot;&lt;/A&gt; adlı kitabından dinleyelim. Mustafa Armağan (*)&amp;nbsp;&quot;teneffüs&quot;&amp;nbsp;denebilecek dinlenme aralarında anlattığı böyle &quot;gerçek&quot; hikayelerle bizi bambaşka diyarlara götürüyor:&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;O sabah Macaristan&amp;#8217;daki İstolni Belgrad kalesinde tanyeri bir türlü ağarmak bilmiyordu. Dokuz er, abdest alacak su bulamadıkları için teyemmümle kıldıkları sabah namazından çıkışta, ellerinde meşaleler tutan arkadaşlarının boyunlarına sarılıyordu teker teker. Helallik dileyen dillerine gözyaşının tuzu karışıyor, günlerdir yıkayamadıkları yüzlerinde, sakallarına doğru ıslak iki çizgi iniyor, düşen damlalar toprağın tenini sızlatıyordu. 
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;
&lt;P align=justify&gt;Lakin ağlayanlar o dokuz kişi değildi. Onlar bilakis yüzlerinde tunçtan bir ifade, kendileriyle göz göze gelmemeye özen gösteren muharip yoldaşlarını teselli ediyor, metin olmalarını istiyorlardı. Gidenler kendileriydi ama kalanlar ağlıyordu. Pastırma yazı gibi bir sıcak yakıp kavuruyordu Macaristan ovalarını. İşte nihayet güneş, ıslak gözbebeklerine karşıki dağın üzerinden.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/ah-o-dokuz-kisiden-biri-olabilmek_548310.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 07 May 2006 14:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Demirel ve İlkesizlik</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/demirel-ve-ilkesizlik_537640.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/demirel-ve-ilkesizlik_537640.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;&lt;IMG id=image506 title=derrrn.jpg alt=derrrn.jpg src=&quot;http://www.izlenimler.net/wp-content/uploads/2006/05/derrrn.thumbnail.jpg&quot; align=right&gt;Hatırlayacağınız&amp;nbsp;gibi eski&amp;nbsp; Cumhurbaşkanımız&amp;nbsp; Süleyman&amp;nbsp; Demirel&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;geçtiğimiz günlerde&amp;nbsp;&lt;A href=&quot;http://www.aksam.com.tr/haberpop.asp?a=38255,4&quot;&gt;&quot;Türbanlılar Arabistana gidip okusun&quot;&lt;/A&gt; diye&amp;nbsp;bir laf etti. O günden bu güne yoğun bir şekilde tartışılan bu sözleri Demirel'in bilinçli olarak&amp;nbsp;söylediğine bence şüphe yok. Bu sözlerin, yeni yetme talebelerin&amp;nbsp;bile bilebileceği; laiklik,&amp;nbsp;&amp;nbsp;insan hakları, demokrasi, hukuk devleti tanımlarına hiçbir biçimde&amp;nbsp;uymadığını ayrıca belirtmeye gerek yok sanırım. Bunu açıklamaya çalışmak abesle iştigal olur bence.&amp;nbsp;Hem benim&amp;nbsp;söylemeye çalıştığım şey&amp;nbsp;bu sözlerin sahibinin halet-i ruhiyesi.&amp;nbsp;Bazı insanlar &quot;Türbanlılar Arabistan'a gitsin&quot;&amp;nbsp; sözlerine şaşırıp onyıllarca&amp;nbsp; yıl sağ siyaset çizgisinde&amp;nbsp;başaktör olan, nihayetinde yine bu çizgi ve temeller üzerinden Cumhurbaşanlığına kadar yükselen&amp;nbsp;Demirel'in neden böyle konuştuğunu anlamlandıramayabilirler. Oysa bunun nedeni çok basittir : &quot;İlkesizlik.&quot; Aslında ben bu konuyu işlemek istememiştim. Hem siyasetten hem de Demirel'den oldum olası hoşlanmam. Fakat bugün Metin Bey Ağabeyimin &lt;A href=&quot;http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/05/su_sakincali_vatandaslar.php&quot;&gt;Mustafa Akyol'un sitesinde&lt;/A&gt; linkini verdiği bir makale o kadar güzel bir Demirel analizi ortaya sunmuş ki buradan atıfta bulunmadan geçemedim.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Siyaset Bilimci Prof.Atilla Yayla Zaman&amp;nbsp;Gazetesi' ne&amp;nbsp;yazdığı bahse konu &lt;A href=&quot;http://www.zaman.com.tr/?hn=282030&amp;amp;bl=yorumlar&amp;amp;trh=20060504&quot;&gt;makalede&lt;/A&gt; Demirel için şu tespitte bulunmuş :&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Thu, 04 May 2006 20:26:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sünnet Karşıtlığı</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/sunnet-karsitligi_533936.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/sunnet-karsitligi_533936.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Birçok şey de&amp;nbsp;sağlayamadığımız dengeyi maalesef hadis konusunda da sağlayamıyoruz. Bir taraf, en zayıf hatta ravi zinciri bile olmayan hadisleri kitaplarına alıp hükümler çıkarırken &amp;nbsp;veya &amp;#8220;Buhari Şerif&amp;#8221; hatimleri gibi akıllara sakat uygulamalar yaparken&amp;nbsp; bir tarafta bu gibi anormal aşırılıkları bahane ederek sünneti toptan reddetme noktasına gelmiştir.Bu konuda dengeyi sağlamak şüphesiz zor, ama her iki tarafın süpürücü davranışının da yanlış olduğuna şüphe yok.Ben hadisler konusunda ciddi bir eleştirel ayrım&amp;nbsp; yapılmasına katılıyorum.Fakat bunun sünneti reddetmek anlamına gelmeyeceği gibi İslam'ı daha iyi anlamanın da yegane yolu olduğunu düşünüyorum..&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Benim şahsi düşünceme göre sünnete mesafeli olanların yanlışa düştüğü nokta sünneti toptan reddetme tavrıdır. Nasıl ki dinin teorik kaynağı Kur'an ise, pratik kaynağı da Peygamberimizdir. Bu ikisini birbirinden ayırmak demek İslam'ın temellerine dinamit koymak demektir.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Ku'ran, Peygamberimize iletme görevi verdiği gibi mesajı okuma (ikra) ve açıklama (beyan) misyonunu da vermiştir. Bu nasıl ihmal edilir anlamakta güçlük çekiyorum. Bunu hiçbir Müslüman gözardı edemez. Tarih boyunca bu konuda ifrat ve tefrite kaçıldığı z.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/sunnet-karsitligi_533936.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 03 May 2006 21:14:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Başlıksız</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/basliksiz_528036.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/basliksiz_528036.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Bu yazıyı &lt;A href=&quot;http://www.zaman.com.tr/?bl=yorumlar&amp;amp;alt=&amp;amp;trh=20060501&amp;amp;hn=281147&quot;&gt;Zaman Gazetesi&lt;/A&gt;'nden aldım. &lt;A href=&quot;http://www.biyografi.info/kisi/peyami-safa&quot;&gt;Peyami Safa&lt;/A&gt;'nın 1959 yılında İslam Mecmuası' nda yayınlanan bir yazısını üzerine herhangi bir yorum yazmadan aktarıyorum. Okuyanlar gönüllerinde değerlendirmesini yapacaktır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;A class=koyubaslik&gt;[Zaman Üstü Yazılar - Peyami Safa] İsbatsız iddialar&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Her iddianın doğruluğu, isbat edilmek şartına bağlıdır. Onu tahminden, vehimden, iftiradan ayırmanın başka çaresi olmadığını vicdan ve mantık sahibi her insan bilir. 
&lt;P&gt;&amp;nbsp;
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;Türkiye&amp;#8217;de sosyal yapının normal icaplar çerçevesini aşıp emniyet kuvvetlerinin müdahalesini lüzumlu gösterecek derecede bir irtica hareketi olduğunu iddia edenler bunu isbat etmekle mükelleftirler. Yıllardan beri tekrarladıkları bu iddia hiçbir gün, hiçbir şekilde isbat edilmiş değildir. Münferit vak&amp;#8217;alar toplu bir hareketin delili olamaz. Kaldı ki bu vak&amp;#8217;aların bir kısmı uydurmadır. Şişirilenleri de vardır. Hepsi doğru da olsa, elli seneden beri Türkiye&amp;#8217;de 31 Mart ölçüsünde bir ihtilâl hareketi olmadığı hakikatini ortadan kaldırmaz. 
&lt;P&gt;&amp;nbsp;
&lt;P&gt;Türkiye&amp;#8217;de, her memleketin seviyesi ve nisbet ölçüleri dahilinde gerilik temayülleri vardır. Bundan yüzlerce sene sonra da olacaktır. Çünkü gerilik izafîdir. Komünistlere göre sosyalistler, liberaller, muhafazakârlar geridirler. Hem kendi benliğini kaybetmemek hem de ilerlemek zorunda olan her cemiyette (istisnasız her memlekette) muhafazakâr ve inkılâp&amp;shy;çı kutupları vardır. Sosyal muvazene ve dinamizm; bu kutuplar arasındaki düşünce ve temayül çatışmasından doğar. İki taraftan birinin lehine muvazeneyi bozan bir taşkınlık hareketi görüldüğü zaman tehlike baş gösterir. Böyle olmadığı zamanlarda &amp;#8220;irtica var!&amp;#8221; yaygarası, o muva.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/basliksiz_528036.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 02 May 2006 00:15:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Guantanamo Yolu</title>
            <link>http://gelenek.blogcu.com/guantanamo-yolu_518968.html</link>
            <guid>http://gelenek.blogcu.com/guantanamo-yolu_518968.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;IMG height=314 hspace=5 src=&quot;http://www.yenisafak.com.tr/28sinema04.jpg&quot; width=219 align=right border=1&gt;Sinemayı çok severim. Salonlara çok nadir gitsem de beğendiğim filmlerin DVD'lerini edinir&amp;nbsp;seyrederim.&amp;nbsp;Bu hafta&amp;nbsp; uzun zamandır işten güçten yapamadığımı yaparak vizyona yeni giren, &quot;&lt;A href=&quot;http://www.sinema.com/film_ozetbilgiler.aspx?FilmID=6046&amp;amp;rnd=600&quot;&gt;Guantanamo Yolu&lt;/A&gt;&quot; adlı filme gittim. &quot;Guantanamo Yolu&quot;,&amp;nbsp; İngiltere uyruğuna mensup üç genç adamın 2001-2004 yılları arasında yaşadıkları gerçek olaylara dayanarak çekilen yarı belgesel-yarı dramatize bir film.&amp;nbsp;İngiltere yapımı filmi Michael Winterbottom ve yardımcısı Matt Whitecross yönetmiş. Şubat ayındaki Berlin Film festivalinde aldığı övgülerden ve &quot;Gümüş Ayı&quot;dan&amp;nbsp;hatırladığım filmi sanatsal yönden değerlendirebilecek kapasitede değilim. Açıkçası&amp;nbsp;o yönü de beni ilgilendirmiyor. Ben sanatsal yönünden ziyade konusunun gerçekliğine ve yarı-belgesel tarzına dikkat çekmek istiyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Pakistan kökenli üç İngiliz gencin içlerinden birini evlendirmek için gittikleri asıl memleketlerinde, evlilik amaçları yanında kimliklerini ve köklerini tanımak için yolları Afganistan'a da düşer. Bu gezileri, başlangıçta hiçbir sorun yokken Mezar-ı Şerif'te Amerikan bombardımanlarının altında kalıp, ardından Kuzey İttifakı'na mensup askerlerce tutuklanmalarıyla adım adım bir kabusa dönüşür. İşgalci Amerikan birlikleriyle işbirliği&amp;nbsp;yapan Kuzey İttifakı mensupları, hiçbir şeyden haberi olmayan bu üç&amp;nbsp;kafadarı &amp;nbsp;gelişigüzel bir tutuklamanın ardından &quot;El Kaide örgütü mensubu&quot; oldukları gerekçesiyle Amerikalılara teslim ederler. Bir askeri&amp;nbsp; uçakla &amp;nbsp;ABD'nin Küba adası üzerinde kurduğu Guantanamo Hapishanesi'ne gönderilen kahramanlarımızı 3 yıl süren şiddet, aşağılama, hakaret ve&amp;nbsp;işkence dolu günler beklemektedir. Guantanamo'da 12 yaşındaki çocukların bile bu.. ( &lt;a href=&quot;http://gelenek.blogcu.com/guantanamo-yolu_518968.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 29 Apr 2006 20:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://gelenek.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>